untitled
viviti

Forum

Görüşlerinizi, her türlü düşüncenizi forumlarda paylaşabilirsiniz.
Forumlara girmek için tıklayınız.

Linklerin İçerikleri

Allah Tek Seçici :
-Allah tek seçicidir
Hesap Günü            :  
-Hesap Günü
İncil ve Tevratta   :
-İncil Tevrat ve Kur'an dışı kaynakların benzerlikleri
Dua                           :
-Dua nın kime yapılacağına dair ayetler ve bu ayetler ışığında açıklamalar
Hesap Gunu Şefaat   :
-Hesap Gününde şefaat ve şefaatçi yoktur
-Hesap gününden sonrası
Peygamberin Rolü :
  -Peygamber insanlara vekil değildir
  -Hesap gününde peygamberin rolü
Allaha halis kil         :
  -Dini yanlız Allah'a halis kılmak
  -Peygambere salat
  -Sonuç
    

Incil ve Tevratta Sefaat

    Bu konuda Tevrat, İncil ve bizim Kur’an dışındaki ‘kutsallaştırılmış’ kaynaklarımızın birbirlerine ne kadar da benzediklerine bakalım.

    -Ve Rab Musa’ya dedi : Bak seni Firavun’a Allah gibi yaptım ; ve kardeşin Harun senin peygamberin olacak. Sana emrettiğim bütün şeyleri sen söyleyeceksin ve kardeşin Harun Firavun’a söyleyecek, ta ki , İsrail oğullarını memleketinden salıversin.    Tevrat Çıkış Bap 7 / 1-2

     Musa Allah’ın mülküne ‘ortak’ yapılınca İsrail oğulları da bundan nasiplerini alacaklardı.
     -Siz Allah’ınız Rabbin oğullarısınız, ölü için bedeninizde yara açmayacaksınız, ve gözlerinizin arasını tüysüz kılmayacaksınız. Çünkü sen Allah’ın Rabbe mukaddes bir kavimsin, ve Rab, yer üzerinde olan bütün kavimlerden üstün olarak, kendisine has bir kavim olmak üzere seni seçti.    Tevrat Tensiye Bap 14 / 1-2

        İşte Musa’nın Allah’ın mülküne ve seçimlerine nasıl ‘ortak’ yapıldığını anlatan bir örnek daha.

       -Ve Rab Musa’ya dedi : Git aşağıya in ; çünkü Mısır diyarından çıkardığın kavmin bozuldu ; onlara emrettiğim yoldan çabuk saptılar ; kendileri için dökme bir buzağı yaptılar, ve ona secde kıldılar, ve ona kurban kestiler, ve dediler; Ey İsrail, senin Mısır diyarından çıkaran ilahların bunlardır. Ve Rab Musa’ya dedi : Bu kavmi gördüm, ve işte, sert enseli bir kavimdir ; ve şimdi, beni bırak, onlara karşı öfkem alevlensin ve onları telef edeyim ; ve seni büyük millet edeceğim. Ve Musa Allah’ ı Rabbe yalvarıp dedi :  Ya Rab, Mısır diyarından büyük kuvvetle, ve kudretli elle  çıkardığın kavmine karşı, niçin öfken alevleniyor? Mısırlılar : Onları kötülük için, dağlarda öldürmek için, ve onları yeryüzünden yok etmek için çıkardı ; diye niçin söylesinler? Kızgın öfkenden dön, ve kavmine karşı bu kötülüğe nadim ol. Kulların İbrahim’i, İshak’ı ve İsrail’i hatırla, onlara kendi üzerine and ettin ve onlara dedin : Zürriyetinizi göklerin yıldızları gibi çoğaltacağım ve hakkında söylediğin diyarı sizin zürriyetinize vereceğim ve onu ebediyen miras alacaklar. Ve Rab kavmine edeceğini söylediği kötülüğe nadim oldu.     Tevrat Çıkış Bap 32 / 7-14

         Müşrik zihniyetteki  Allah – elçi  ilişkisi budur. Allah’ın mülküne ‘ortak’ yarı insan yarı tanrı elçiler.

        -Yahudiler : “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler.Hıristiyanlar da : “Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. (Sözlerini), Önceden inkar etmiş (olan müşrik) lerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasılda (haktan batıla) çevriliyorlar.                                     Kur’an  9 / 30  
         
Sözlerin önceki müşriklerin sözlerine benzetiyorlar diyor Rabbimiz , demek ki bizim bilmediğimiz önceki ümmetlerde de elçiler yarı-ilahlaştırılmışlar. İncil’deki Hz. İsa’da durum daha belirgindir.
         
-Başlangıçta söz vardı, söz Tanrıyla birlikteydi ve söz Tanrıydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, varolan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir. Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı. O tanıklık için, ışığa tanıklık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi o ışık değildi, ama ışığa tanıklık etmeye geldi. Dünyaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dünyadaydı dünya O’nun aracılığıyla varoldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Ancak kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrının çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne bedenin isteğinden doğdular; tersine, Tanrıdan doğdular. Söz insan olup aramızda yaşadı. Biz de O’nun yüceliğini , Baba’dan gelen lütuf ve gerçekle dolu olan biricik Oğul’un yüceliğini gördük.
         İncil  Yuhanna  1/ 1-14       

Beşer olan Hz.İsa nerede? İsa beşer olarak kalsaydı , insanları Allah’ın azabından kurtaracak ‘ortak’ (şefaatçi) olamayacaktı.
   


    -Tanrı, biricik oğlunun aracılığıyla yaşayalım diye O’nu dünyaya gönderdi ve böylece bize olan sevgisini gösterdi. Tanrıyı biz sevmiş değildik, ama O biz sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.                     İncil  Yuhannanın birinci mektubu    4 / 9-10

    -Kapı benim, bir kimse benim aracılığımla ( şefaatimle ) içeri girerse kurtulur. Girer çıkar otlak bulur.             İncil  Yuhanna   14 / 6

    -“Kardeşlerim Tanrının benim aracılığımla (şefaatimle) kendilerini kurtaracağını anlarlar” diye düşünüyordu. Ama onlar bunu anlamadılar.  İncil  Elçilerin işleri   7 / 25

    -Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş Mesih İsa Tanrının sağındadır ve bizim için aracılık (şefaat) etmektedir.        İncil  Romalılar  8 / 34

    -Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için kahinliği süreklidir. Bu nedenle O’nun aracılığıyla ( şefaatiyle) Tanrıya yaklaşanları tamamen kurtarmaya gücü yeter. Çünkü onlara aracılık (şefaat) etmek için hep yaşamaktadır.      İncil  İbraniler  7 / 24-25

    -Tanrı Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla (şefaatiyle) kurtulsun diye gönderdi.         İncil  Yuhanna  3 / 17

    -Dolayısıyla kardeşler şunu bilin  ki, günahların bu kişi aracılığıyla (şefaatiyle) bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, O’na inanan herkes Musa’nın yasasıyla aklanamadığımız her suçtan O’nun aracılığıyla (şefaatiyle) aklanır.   İncil  Elçilerin işleri  13 / 38-39

 

    İncil’de Hz.İsa niçin Allah’ın oğlu yapılmışsa , Hz.Muhammed’de aynı nedenle Allah’ın habibi yapılmıştır. “Habibim sen olmasaydın alemleri yaratmazdım” ifadesi ; kainatın ‘Nur-u Muhammed’den yaratıldığı iddiası, önce Hz.Adem’den önce Hz.Muhammed’in ruhunun yaratıldığı iddiaları İncil’deki Hz.İsa’yla ne kadar da örtüşüyor. Ayrıca İsra suresinde geçen ‘Makam-ı Mahmut’ peygamberin şefaat makamıdır ; ya da hesap gününde peygamberin Allah’ın kürsüsüne oturmasıdır şeklindeki cüretkar yorumlar bize İncil’deki Hz.İsa’yı veya Tevrat’taki Hz.Musa’yı hatırlatıyor. Yalnızca Kur’an’a bağlı kalsaydık bu noktaya elbette gelmezdik. Ama Kur’an dışındaki kaynakları kutsallaştırdığımızda karşımıza çıkan (????) budur. Kur’an dışındaki kaynakları kutsallaştırmanın tehlikesinin daha iyi anlaşılabilmesi için Lev Nikolayeviç Tolstoy’dan bir alıntı yapalım. Rus yazarın Hıristiyanlık dininin nasıl bozulduğunu işlediği Cehennemde Raks isimli hikayesinden bir bölüm : 

“Velzevul (şeytanların lideri) olanlara bir türlü inanamıyordu ;

     - Peki ama, bu din öyle sade, öyle açık bir dindi ki  yorumlanmaya hiç ihtiyacı yoktu. Mesela şu hüküm nasıl yorumlanabilir : ‘Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan başkalarına öyle davran.’

Küçük pelerinli şeytan ona şöyle cevap verdi :

     -Bu iş için, benim öğrettiğim çeşitli usulleri kullandılar. Bu meseleyi daha iyi anlatabilmek için önce size insanlar içinde anlatıla gelen bir hikayeyi anlatayım : ‘Bir zamanlar bir iyi bir de kötü büyücü varmış. İyi büyücü, bir insanı, kötü büyücünün şerrinden kurtarmak için, buğday tanesine çevirmiş. Kötü büyücü, birden bir horoz olup, tam taneyi yutacakmış ki iyi büyücü tanenin üzerine bir şinik buğday dökmüş. Böylece kötü büyücü aradığı taneyi bulamamış.’ İşte onlarda benim öğütlerime uyarak, Allah’ın kitabının özü niteliğinde olan ‘Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan, başkalarına öyle davran.’ Ayetini  o hale getirdiler. Hak kitap olduğunu iddia eden 49 kitabı kutsal tanıdılar. Bu kitaplardaki her sözün Allah’a ait olduğunu söylediler. İşte bu şekilde, kolayca anlaşılan biricik gerçeğin üstüne yığın yığın sözde kutsal gerçekler serptiler. Bunların hepsini kabul etmek mümkün olmadığı gibi ; bunların içinde, insanlara gerekli olan gerçeği bulmak da mümkün değildi.”

                                                Tolstoy  İçimizdeki Şeytan  Sayfa 255

 

    Kur’an dışındaki kaynaklardan istifade etmek, onları kutsallaştırmamızı gerektirmiyor. Namazın nasıl kılınacağı hususundaki bazı tali unsurları hadis kitaplarından öğreniyor olmamız, o kitapları hidayet rehberi yapmamızı gerektirmiyor. Kur’an’ın süzgecinden geçirerek o kaynaklardan gerek duydukça elbette istifade edeceğiz. Bazı kimseler  “ Peygamberin Allah’ın habibi olmasında ne zarar var.Bu İsa’nın Allah’ın oğlu sayılmasıyla aynı şey değildir.”diyorlar. (???)Bu İsa’nın Allah’ın oğlu sayılmasıyla aynı şey değildir. Fakat farkında olmadıkları şey şudur. Habiblik iddiası  İslam’dan önceki dönemde de dile getirilmiş ve Kur’an tarafından oğullukla birlikte anılarak (eşdeğer sayılarak) reddedilmiştir.

     -“Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” Diyenler küfre gitmişlerdir. De ki : “Öyle ise Allah, Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve yeryüzünde olanların hepsini helak etmek istese, Allah’a karşı kimin elinde bir şey var?” Göklerde, yerde ve ikisinin arasında bulunan her şey O’nundur. O, dilediğini yaratır, Allah, her şeyi yapabilendir. Yahudiler ve Hıristiyanlar; “Biz Allah’ın oğulları ve habibleriyiz (sevgilileriyiz)” dediler. De ki : “O halde niçin günahlarınızdan ötürü (Allah) size azap ediyor?” Hayır sizde O’nun yaratıklarından(???) birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü Allah’ındır. Dönüş de O’nadır.                              Kur’an   5 / 17-18

       Demek ki oğul veya habib olmak, insan olmaktan farklı bir şeymiş.

      -De ki : “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. O’na doğrulun (O’na yönelerek işlerinizi düzeltin), O’ndan mağfiret dileyin. Ortak koşanların vay haline!”  

                                                       Kur’an  41 / 6

     -Meryem oğlu Mesih, bir elçiden başka bir şey değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Annesi de dosdoğrudur. İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara nasıl ayetleri açıklıyoruz. Sonra bak nasıl çevriliyorlar!?

De ki : “Allah’ı bırakıp size ne zarar, ne de yarar vermeğe gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işiten, bilendir.”                                                        Kur’an  5/ 75


      
Müşrikler elçilerin bizim gibi birer insan olmasını kabul edemezler.Elçileri Allah’ın oğlu veya habibi yaparak örnek alınabilir olmaktan çıkarırlar. Bu nokta İslam’la şirkin en önemli yol ayrımıdır.

      -Zaten kendilerine hidayet geldiği zaman insanları doğru yola gelmekten alıkoyan şey, hep : “Allah, bir insanı elçi mi gönderdi?” demeleridir. De ki : “Eğer yeryüzünde uslu uslu yürüyen melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir meleği elçi gönderirdik.”                      Kur’an  17 / 94-95

                                 < 1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 >

 
 


Web Hosting · Blog · Guestbooks · Message Forums · Mailing Lists
Easiest Website Builder ever! · Build your own toolbar · Free Talking Character · Email Marketing
powered by a free webtools company bravenet.com